Bütün kainatın sevinci olan Efendimiz Rebiülevvel ayının 12. gecesi dünyamızı şereflendirdi.
İslam dairesine giriş için Allah-u Teala, Kendisi ile birlikte Rasulullah (S.a.v.) Efendimiz’e inanmayı zorunlu kıldı.
Müslüman olmanın ilk kuralı Kelime-i Şehadet getirmektir. “ Ben gözümle görmüş gibi hiç şüphesiz, inandım, iman ettim ki Allah’tan başka ilah, tapacak güç yoktur, aynı şekilde , gözümle görmüş gibi inandım ve şahitlik ederim ki Hz. Muhammed (S.a.v.) Rabb’imizin kulu ve elçisidir” demektir. Yani Müslüman olmak için nasıl Allah’u Teala’nın varlığına, birliğine inanma zorunluluğumuz varsa aynı şekilde Hz. Muhammed (S.a.v.)’in O’nun yarattığı bir kul ve Kendisi için seçtiği, bizleri uyarması için gönderdiği elçisi olduğuna inanma zorunluluğumuz da vardır.
Cahiliyye karanlıklarında yaşayan insanlar, Peygamber Efendimiz’in anlatımları ve örnek yaşamı ile nura kavuştu, kıyamete kadar ümmete öncülük eden ilk nesil Ashab-ı Kiram oldu. (Haşr 8-9)
Ashab-ı Kiram Rasulullah Efendimiz’e öyle güçlü bir iman ile O ne söyledi ise tereddütsüz inandılar.
Peygamberimizin İstanbul’un fethedileceği ile ilgili hadisi duyan Hz. Halid b. Zeyd Ebu Eyyubel-Ensari hemen gidip zırhını giyiyor ve mescide geliyor Rasulullah (S.a.v.) neden zırhını giydiğini sorunca “Siz dediniz Efendim, İstanbul’un fethi için hazırlandım” diyor.
Ashab-ı Kiram’ın o sorgulamadan, yargılamadan şeksiz şüphesiz imanı Müslümanlara fetihlerin yolunu açtı. Efendimiz’in hedef gösterdiği şehir İstanbul’a ulaşmak için Ashab yol aramış, o dönemde Bizans toprağı olan Anadolu’yu geçemeyince vazgeçmemiş geri durmamış, donanma ile Akdeniz’e açılmış. Akdeniz’deki adaları fethede fethede Ege’yi geçmiş, Çanakkale Boğazı’ndan İstanbul önlerine kadar gelmiştir. Bu deniz seferlerine hanım sahabiler de katılmış, Rasulullah Efendimiz’in halası Ümmü Haram Rümeysa binti Milhan Kıbrıs savaşında şehit düşmüş, Kabri şerifi Larnaka’dadır.
Rasulullah’a bağlılık ve onunla olma anlayışını, söz ustası şair Necip Fazıl Kısakürek dizelerinde ne de güzel anlatmış. Sözlerimi o erlerden olabilme duası ile tamamlamak istiyorum:
O erler ki gönül fezasındalar,
Toprakta sürünme ezasındalar.
Yıldızları tesbih tesbih çeker de,
Namazda arka saf hizasındalar.
İçine nefs sızan ibadetlerin,
Birbiri ardınca kazasındalar.
Günü her dem dolup her dem boşalan,
Ezel senedinin imzasındalar.
Bir an yabancıya kaysa gözleri,
Bir ömür gözyaşı cezasındalar.
Her rengi silici aşk ötesi renk;
O rengin kavuran beyzasındalar.
Ne cennet tasası ve ne cehennem;
Sadece Allah’ın rızasındalar.